Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Süphan Türkoğlu

HUDSON ENSTİTÜSÜ ve FELAKET SENARYOSU

Hudson Enstitüsü’nde yapılan son toplantıda,

“Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu’ya bir suikast düzenlenmesi.

İstanbul’da Beyoğlu’nda en az ‘50 kişinin ölümü’ ile sonuçlanan bir bombalı saldırı gerçekleştirilmesi.

Sokaklara dökülen milyonlarca kişinin orduyu PKK’ya  nihai darbe vurmaya çağırması. Tepkiler karşısında ‘sıkışan’ hükümetin TBMM’den yetki kararı çıkartması üzerine sınırda bekleyen TSK’nın hemen K.Irak’a girmesi.” şeklinde bir senaryoya kafa yormaları istenmiş katılımcılardan.

Fikirler üretilirken, TSK’nın Kuzey Irak’a girmesinin bir sonucu olarak PKK ele başılarının yakalanarak Türkiye’ye teslim edilme ihtimali dillendirilmiş katılımcıların bir kaçı tarafından.

1999 seçimleri öncesi Apo itinin yakalanışının DSP’ye yaradığı gerçeğinden hareketle oradaki birkaç kişide “Bu AKP’nin işine yarar” diye itiraz etmiş.

Bunlar ABD’de görev yapan ve ABD çıkarları doğrultusunda çalışan bir strateji kuruluşunun varsayımları iken, sanki ortada bir gerçeklik varmış gibi AKP’den üç farklı yorum geliyor.

Egemen Bağış, PKK elebaşılarının Türkiye’ye teslimi konusunda AKP’ye puan kazandırmamak için karşı çıkanları “Vatan hainliği” ile suçluyor.

RTE, sanki bugüne kadar ABD’nin Ortadoğu üzerindeki hiçbir senaryosuna izin vermemiş gibi “Bu senaryolara izin vermeyeceğiz” diyor. En son Anafartalar eylemi veya ondan evvel ki Hrant Dink suikasti bu senaryolardan değilmiş gibi birilerinin zekası ile alay edercesine veriyor bu beyanatı.

ABDullah Gül ise “Asker o toplantıyı terk etmeliydi” diyor. Askerin bulunması gereken en elzem yer neresidir tartışılır. Asker ta en başta bir Amerikan strateji kuruluşuna Türkiye üzerindeki senaryoların görüşüleceğini bilerek gitmesi gereklimi idi? Ayrı bir araştırma mevzuudur. Ama Türk Askeri çoğu zaman terk etmesi gerekli olan toplantıları terk ettiğini ABD’li yetkililerin yeni Ortadoğu haritasını masaya koydukları vakit ki tavırlarından biliyoruz. Oradaki askerlerin iyi niyetli olduğu varsayımı ile toplantının sonucunu öğrenmek adına orada kaldıklarını kabulleniyoruz.

Dikkat çekmek istediğim asıl nokta şudur;

Yıllardır biliriz ki Amerika’da görev yapan bu tip strateji kuruluşları dünyanın çeşitli bölgelerinde Amerikan Emperyalizmini hakim kılmak ve Amerikan menfaatlerini kollamak adına bu tip senaryolar üreterek uygulamaya koyarlar.

Hudson Enstitüsü de bu tip kuruluşlardan biridir.

RTE, partisini kurmadan evvel ABD’den izin(!) almak için Washington’a gönderdiği danışmanları bu kuruluş ile bağlantıya geçmişlerdi.

Şimdi bu kuruluşun dünyanın pek çok bölgesi için belli periyotlarla yaptığı bir toplantının basına sızdırılması ve bunun üzerine Türkiye’de ki siyasal iktidarın balıklama atlaması ne ile izah edilebilir?

Son aylarda artan PKK saldırılarında derin devlet parmağı olması iddiaları, bütün bu karanlık uygulamaların ardında yatan gerçeğin sadece ve sadece AKP’nin seçim öncesi elini güçlendirme çabaları olabilirliği üzerinde kanaatler uyandırıyor.

 

http://www.milliyetciler.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1688&mode=thread&order=1&thold=0