Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Süphan Türkoğlu

Ocak 2008 tarihli yazilar Ocak 2008 tarihli diger ogeler resimler, videolar

MİLLİ MUTABAKATTAN TUTTURAMADIĞIMIZ MAYAYA

“Tarihimizin karardığı iki asır boyunca her çareye başvurarak ayakta kalmaya çalıştık, başardık. Koskoca bir imparatorluğun mağlup çıktığı savaştan kendi azim ve irademizle bağımsız bir devlet kurduk. Bu başarının bedelini, milletine yabancı iktidarların tahakkümü altında yaşayarak ödedik.”

Şeklinde bir anlatım vardı yıllar önce deklare ettiğimiz Milli Mutabakat metninde. Orta çıkışımız ortaya çıkış gerçeğimiz, ortaya çıkış gereğimiz bu kelamda gizli idi.

Ne idi gerçek?

Milletin başardığını, milletine yabancı iktidarlar zayi ediyordu…

Buna inanmıştık, bunu biliyorduk.

Emindik ki, gelen bütün iktidarlar milletine yabancı idi.

Ve Türk Milletinin yüzde yüz Milli bir iktidara ihtiyacı vardı.

Ve bu Milli iktidar ülküsünü ancak ve ancak biz gerçekleştirebilirdik. Milletin içinden yetişen milletine yabancı olmayan, milletine yabancı olmayan milletin kendisi Anadolu Çocukları olan bizler.

Derdimiz o gün ki MÇP’ nin yüzde iki buçuk oyunu bölmek değildi.

O gün MÇP içinde pek çok yanlışlıklar vardı. İçinde PKK unsurlarını barındıran iktidara verilen kayıtsız ve şartsız destek, Yahudi cemaati ile yakınlaşma, sinagog açılışlarına, Yahudi Vakfı açılışlarına gitmeler, Ermenistan ve Ermenilerle yakın ilişki kurmalar, Petrosyan görüşmesi, 12 Eylül öncesi mücadele veren ülkücülere "katliam sanığı" yakıştırmaları vs. vs. Evet. Bunu da görmüştük ama asıl dert başka idi. Millet için milletçe bir idare ülküsü.

Batının bize biçtiği ve giymeye zorladığı kalıplardaki elbise Türk Milletine dar geliyor sıkıyordu.

Biz bu yaşamaya zorlandığımız kalıplara alternatif olmak iddiası ile çıkmıştık ortaya.

Derdimiz dert ve hastalığın tespitinden sonra çaresini bulmaktı.

Bu nedenle Milli Mutabakat dedik, bu nedenle Yeni Oluşum Hareketi başlattık ve bu nedenle Büyük Birlik olmak istedik.

Dertlerin, bu Milletin dertlerinin farkında idik, reçete ve ilaç belli idi. Çünkü bu milletin içinden bir fert olarak aynı dertlere duçar idik.

Ama gel gör ki, geçen gün istifa eden Ökkeş başkanın ifadesi ile on beş yıla yakın geçen zaman içinde bir türlü “maya tutmadı” tutturamadık.

Yine ama anlamadığım nokta şu; biz bu yola çıkarken çileyi ve zorlukları bilerek, çileye ve zorluklara göğüs germek gerçeğini bile bile “Ya Allah Bismillah” diyerek başlamıştık. Bu usanç bu yılgınlık neden? Geçen zamana bakıyorum. Tabanı haya kaldıran tavandan pek çok isim yok ortada.

Ne oldu, şartlar düzeldi mi?

Milletin çektiği dertler nihayete mi erdi?

O günden bu güne dünya daha karmaşıklaştı.

Zulüm daha çok arttı.

Millet daha çok borç batağına battı.

Gayrı Milli iktidarlar daha çok gayri millileşti.

Batının bizi zorladığı kalıplar daha da daraldı.

Mevcut Başbakan partisini kurmadan ABD’ye gitti beyaz saray’ın sakininden icazet aldı. Öyle partiyi kurdu.

IMF Türk’ün boynuna attığı kementi her gün daha fazla sıkıyor.

Bölücü terör gemi azıya aldı, AB ve ABD desteğini alan Kuzey Irak peşmergesinin şımarıklığı PKK’nın legal ve illegal itlerini temelli şımarttı.

Şimdi bütün bu ahval ve şerait içinde “maya tutmadı” bezginliği ile yoldaşını terk etmek niye?

Hani ahde vefa?

Kaldı ki bizleri yola düşüren yola döken sizlerdiniz.

Biz bezmemiş iken, biz usanmamış iken bu yola bizlerin önünde koyulanlar neden bıkkınlık gösterirler.

Yoksa amiyane tabirle bu yola çıkılırken birilerinin hamasi nutukları takiyye mi idi?

Yaptıkları coşkun konuşmaların ardında gelecek için ikbal planları mı kuruluyordu?

Yoksa hala Vefa İstanbul’da bir semt adı olarak kalmaya devam mı edecek?

Bütün bu olumsuzluklar karşısında diyorum ki “bir elime ayı, öteki elime güneşi verseler, dönen dönsün ben dönmem davamdam”

------ O -----

2004 Yerel Seçimleri öncesi Şarkışla Belediye Başkanı H.Ömer Coşar’ın BBP’den istifa edip AKP’ye geçtiğini açıklaması sonrası bir BBP’li olarak yaşadığım şoku, 2009 Yerel seçimleri öncesinde de Gürün Belediye Başkanı Mehmet Aktaş’ın BBP’den istifa edip AKP’ye geçtiğini açıklaması ile yaşadım.

Bu gidişe bakıyorum da, artık bu işin çivisinin çıktığına kanaat getiriyorum.

Hani dürüstlük, hani söz, hani namus, şeref, haysiyet?

Nedir bu gidişat?

Nedir bu BBP’li Belediye Başkanı iken AKP’ye geçenlerin ilkesizliği, omurgasızlığı.

Sivas’ın bir ilçesinde Genel Başkanın şehrinde bir belediyenin başkanı olacaksınız ve böyle kaypakça davranacaksınız.

Bu AKP neden bir CHP’li belediyeyi katamıyor partisine?

Çünkü teklif etmeye cesaret dahi edemiyor.

Ama BBP’li Belediye Başkanlarım hemencecik geçiveriyorlar öte tarafa.

Ayıptır ayıp!

Dik durun biraz. CHP’lilerden dava adamlığı, siyasetçilik öğrenin.

Ve bu yaptığınız için Allah’tan korkmuyorsunuz, belde sakinlerinizden utanmıyorsunuz ama yarın BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile karşılaşırsak diye düşünün ve hayâ edin.

Eğer şeref, haysiyet, onur vb. gibi erdemleriniz mevcut ise ve piriniz gibi gömlek değiştirmeye heves ettiniz ise adam gibi Belediye Başkanlığından istifa ettikten sonra geçin AKP’ye, bizde helal olsun adam gibi adamlarmış diyelim.

Ama sizlerde bizlerde biliyoruz ki adam değilsiniz.

 

http://www.milliyetciler.comkoseyazilariyazi232milli-mutabakattan-tutturamadigimiz-mayaya