Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Süphan Türkoğlu

1 tane "yazar bence kendi samimi fikrini delikanlıca ortaya koymalı ve ısmarlama yazılar yazarak bir yandan mhp’ye öte yandan akp’ye mavi boncuk dağıtmak gibi bir basitliğe girmemelidir" etiketli yazı bulundu "yazar bence kendi samimi fikrini delikanlıca ortaya koymalı ve ısmarlama yazılar yazarak bir yandan mhp’ye öte yandan akp’ye mavi boncuk dağıtmak gibi bir basitliğe girmemelidir" tagli diger ogeler resimler, videolar

NADASA TERK EDİLEN BBP-MİLAY KÖKTÜRK'E CEVAP

“Millet tarafından nadasa bırakılma” gerçeği 2002 Genel seçimlerinin değil, 1999 Genel seçimlerinin sonucu idi. Sayın yazar burada tarihsel bir sıralama hatası yapmış bulunuyor. 2002 Genel seçimlerinde “Nadastan Hasada” sloganı ile BBP’li milletvekili adayları Türkiye’yi karış karış gezerek çalışmış fakat dış destekli AKP rüzgârına set çekmeye mütevazı imkânları ile gücü yetmemiştir. Bundan evvelki seçimlerde de 28 Şubat sürecinin rövanşı ve Bebek Katili terörist başı Apo’nun Türkiye’ye iadesi gerçeği atlanarak yapılan her türlü analiz yanlış en azından eksik olur. “Nadasa bırakılma” birilerinin uydurduğu bir kavram değil, platonik bir gerçeklikti. 1999 Genel Seçimlerinde yaptırılan anketler incelenirse bu platonik olgu görülecektir. Bütün sağ seçmenin oy vereceği parti olmasa ikinci alternatifi %50 nin üzerinde BBP idi. Sistemin öngördüğü % 10 luk seçim barajı halk iradesinin sandığa yansımasında büyük bir engel oluşturulduğu realitesi kabul edilmeden de yapılacak olan siyasi analizler eksik olmaz yanlış olur. Sayın yazarın NADASA TERK EDİLEN BBP” başlıklı yazısında tam isabet sağladığı noktalar elbette ki mevcuttur. Ama yazının geneli itibari ile değerlendirilmeye alındığında Sayın yazarın ön yargısı okuyucunun gözünden kaçmamaktadır. Ön yargılıdır çünkü Türk Milletinin hafıza zafiyetinin farkındadır. 1999 yılının siyasi ve içtimai şartlarını çoktan unutan bu millete 2007 Türkiye’sinden bakarak bir siyasi hareketin geleceği hakkında yorumlar yapmaktadır. Yukarda zikredilen ve Türkiye’yi büyük bir başkalaşıma sokan 28 Şubat sürecinin Türk Siyasi hayatına etkisini tamamen göz ardı etmektedir. Ön yargılıdır çünkü Türk siyasetinde seçmenin yönlendirilmesinde büyük etkisi olan medya olgusunu ve bu olgunun Büyük Birlik Partisine bakışını “televizyonun fendi Yazıcıoğlu’nu yendi” dediği halde yok saymaktadır. Aydın Doğan’ın RTÜK yasasına muhalefetinden dolayı BBP’ yi kara listeye aldığını kendisi bildiği halde bilmeyenlerden saklamak yolunu seçmektedir. Ön yargılıdır çünkü Türk Siyasetine yön veren istediğini büyüten istediğini bitiren ve ABD’den yönlendirilen Halkoyu hareketinin planlayıcılarının Büyük Birlik Hareketini kendi âli menfaatleri için tehlikeli gördüklerini ve bu nedenle her dönemde bir başka siyasi hareketi büyüttüklerini görmezden gelmektedir. AKP’yi büyüten ve AKP’nin yelkenlerini rüzgârla dolduran gerçeğin bu olduğunu kendi bilmektedir fakat bilmeyen okuyucularından saklamaktadır. Haklıdır, evet. BBP kurumsallaşamamıştır. Kamuoyundaki tek kişilik parti psikozunu kıramamıştır. Önümüzdeki dönemlerde alınması gereken radikal tedbir ve kararlardan ilki ve en önemlisi bu sorunun çözümü ile ilgili olmalıdır. Haklıdır, evet. Davası olan partiler, yollarına, meclise girme hesabı yapmadan devam ederler. Türk siyaset tarihinde bunu hep böyle gördük. Bir davası olan parti, olabildiğince çok sayıda yetişmiş ve göz dolduran mensuplarıyla, meclise girmek için birtakım ittifak arayışları içinde olmadan, sabırla halkın teveccühüne mahzar olabileceği günü bekler. Ama günümüzde popülizm moda olmuş, başarı alınan oy ile orantılı olmaya başlamış. Dürüştlük, şeref, namus, haysiyet para etmez olmuştur. Büyük bir gururla davasından döndüğünü “gömlek değiştirmek” deyişi ile anlatanlar bugün Türkiye’nin başına oturtulmuşlardır. İster istemez bu rüzgârdan BBP mensupları da etkilenmiş, etkilenen kesim etkilenmeyenlerden sayıca fazla olunca da, Sayın yazar gibi eleştirmek için bahane kollayanların kalemine malzeme sunulmuştur. Burada haksız olduğu konu şudur, sayın yazar Türkiye’nin önümüzdeki dönem gireceği virajları yok sayarak bu analizi yapmaktadır. Önümüzdeki dönemde o kadar keskin virajlar beklemektedir ki Türkiye’yi böyle bir dönemde T.B.M.M.’de Muhsin Yazıcıoğlu gibi kadroların olmasında Türk Milleti açısından faydalar olacağı hesap edilerek böyle bir yola girildiği gerçeği göz ardı edilmektedir. Türkiye’yi bekleyen Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, merkez sağ partilerin düştüğü yanlışlara düşmeyecek bir Muhsin Yazıcıoğlu meclis için olmazsa olmaz bir şarttır. AB giriş sürecinde AKP Hükümetinin baştan teslimiyetçi politikalarında hükümeti ikaz ve Türk Milletini bilgilendirme görevini bu mecliste Muhsin Yazıcıoğlu’ndan daha iyi kim yapabilir. Fırat ve Dicle sularının uluslararası bir denetimin kontrolüne verilmesinin konuşulduğu şu günlerde Muhsin Yazıcıoğlu’nun mecliste olmasından ancak vatan hainleri rahatsızlık duyar ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun bu dönem meclise girme çabasını basitçe şahsi istirasları için olduğu imalarında bulunur. Kuzey Irak politikalarında hükümete Milli menfaatler doğrultusunda ikazlar yapabilecek politikaları öğütleyen Muhsin Yazıcıoğlu bu devlet için bir kazanımdır. Kerkük referandumunun yapılmaya çalışıldığı ve Türkmenlerin gizli soy kırıma tutulduğu bir zamanda Muhsin Yazıcıoğlu gibi Ülkücülerin mecliste olması Türklük için bir güven kaynağı sayılmalıdır. Kıbrıs'ta ki ver kurtul politikalarına alternatif sunacak bir Muhsin Yazıcıoğlu Türk Dünyası için bir nimet sayılmalıdır. Enerji politikalarında, tamamen peşkeş sayılabilecek dışa dönük politikaların engellenmesi veya en azından bu ihanet politikalarının kamuoyuna duyurularak karşı cephe oluşturulması noktasında BBP’ nin seçim barajını protesto ederek Meclise bir milletvekili ile de olsa girmeye çalışması ve girmesi tamamen milli bir refleks olarak algılanmalıdır. Sayın yazarın kaçırdığı veya unuttuğu bir başka nokta şudur. Yazar BBP’ nin geleceğini MHP ile ilişkilendirmektedir. Bu noktada analiz etmesi gereken konu şudur; dün MÇP’den Yazıcıoğlu ile birlikte ayrılıp ayrı bir siyasi hareket başlatanlar bugün MHP’dedirler. Dün Yazıcıoğlu MÇP’den ayrıldığında MÇP’ de kalanlar bugün BBP’ dedirler. Dün gidipte bugün dönenler için ne değişti? Dün kalıpta bugün gidenler için ne değişti? Bu soruların cevabı mutlak bulunmalıdır. MHP daha doğrusu MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli seçime girmeden evvelki icraatları ile BBP’ yi gündemden çıkardığını belli etmiştir. Sadece BBP’ yi mi? Hayır. Sayın Devlet Bahçeli MHP’de ülkücüleri gündemden çıkarmıştır. Sayın yazara siyasi partide siyaseti direkt bu işin muhatapları yani millet ile yüz yüze yapmış birisi olarak şunu tavsiye edebilirim. Bu tip siyasi analizleri eğer art niyetli yapmıyorsanız, direkt halka inin ve halkın nabzını tutarak edindiğiniz izlenimleri değerlendirin. Masa başı analizler işte böyle gerçeklerden uzak yapılırsa ortaya bir varmış-bir yokmuş gibi manasız bir ikilem çıkar. Hem siyasi başarıyı oyla değerlendireceksiniz, hem de dava partilerinin tez zamanda meclise girmek gibi bir zorunlulukları yoktur diyeceksiniz. Yazar bence kendi samimi fikrini delikanlıca ortaya koymalı ve ısmarlama yazılar yazarak bir yandan MHP’ye öte yandan AKP’ye mavi boncuk dağıtmak gibi bir basitliğe girmemelidir.